Biomento Postbiyotik Ağız Kokusuna Etkisi

27 Ekim 2021

Biomento Postbiyotik Ağız Kokusuna Etkisi

İnsan vücudunun deri, ağız, ürogenital sistem, gastrointestinal sistem gibi çeşitli bölgelerinde hastalık yapmadan yaşayan mikroorganizmalar bulunmaktadır. Başta bakteriler olmak üzere, mantarlar, virüsler ve çeşitli ökaryotik mikroorganizmalardan meydana gelen bu topluluklar “normal flora” olarak isimlendirilirken son yıllarda “mikrobiyota” olarak adlandırılmaktadır. Bu mikroorganizma topluluğunun sahip olduğu genetik materyale ise “mikrobiyom” denilmektedir(1). 


Günümüzde, yeni bir terim olan “postbiyotik” terimi kullanıma girmiştir. Kısaca, bir probiyotik bakteri tarafından üretilen tüm biyoaktif bileşenlerin kombinasyonları olarak tanımlanabilir. Postbiyotikler, “non-biyotik” olarak da adlandırılmakla birlikte, canlı olmayan probiyotik bakteriden elde edilen hücre yüzey proteinleri, bakteriyel enzimler ve peptidler ile bakteriyel lizatlar, teikoik asit gibi bakteriler tarafından üretilen metabolitler, peptidoglikan türevi nöropeptitler, kısa zincirli yağ asitleri, ekstraselülar polisakkaritler ve örneğin laktik asit gibi zayıf organik asitleri içerebilir(2).



Ağız, insan vücudunun en zengin mikrobiyal yaşam alanlarından birini oluşturur. Oral mikrobiyota olarak da tanımlanan bu toplulukta yaklaşık 280 bakteri türü izole edilmiş ve tanımlanmıştır. Bu bakteri kolonlerinin oluşumu doğum sonrası dönemde başlar ve ileride tanımlanması muhtemel 500 ila 700 arasında bakteri türü olduğu düşünülmektedir. 


Funguslar ise oral mikrobiyatanın küçük bir kısmını oluşturmaktadır ve onlara da mikrobiyom adı verilir. Ağız içinde bulunan funguslar içinde en sık rastlanan tür Candida; bazı ağız içi hastalıklara neden olan ise Candida albicans’tır. Doğumdan sonra başlayan Candida kolonizasyonu normal koşullarda yaş ile artarak yaşlılık döneminde en yoğun formuna ulaşır. Candida grubu funguslar, bakteri biyotası ile simbiyotik bir ilişki içinde bir ekosistemde yaşamaya devam ederler. 


Yine ağız içinde virüsler de yer almaktadır. Ağız içindeki toplan virüs popülasyonuna da virom adı verilir. Bunların da bakterilerin fonksiyonlarını deam ettirmesi için gen kaynağı olarak var olduğu düşünülmektedir. Örneğin aftöz stomatit hastalığının sebebi olark Herpes simplex virüsü sorumlu tutulmaktadır. 


Ayrıca küçük bir grupta olsa ağız içinde Arkea ismi verilen ve prokaryotları tanımlayan mikroorganizma grupları da yer almaktadır. 


Tüm bu mikroorganizmalar özellikle süt dişlerinin tamamlanmasının ardından ağız içinde, her gün bir denge halinde var olmaya devam ederler. Bu durum kişiden kişiye, yaştan yaşa, mevsimden mevsime bile değişiklik gösterebilir. Özellikle mantar ve virüs türlerinin yerleşimi daha ileri yaşlarda tamamlanmaktadır. Bu mikrobiyal denge hali sürdüğü sürece mikroorganizmaların varlığından haberimiz bile olmaz. 


Bu mikrobiyotanın sağlıklı olarak devam edebilmesi için; ağız içi pH, tükürüğün yapısı ve miktarı önemli rol oynamaktadır. 1 mililitre salyada 140.000.000 cfu bakteri bulunmaktadır. 


Oral kavite, periodontal cepler, diş ve yanakların yüzeyi gibi birkaç farklı mikrobiyal habitat içermekle birlikte dil, mikroorganizma açısından en kalabalık yerdir. Dildeki mikroplar, diğer bölgeleri kolonize etmek için genellikle oral kavitenin etrafında dolaşırlar. Dilde, Veillonella atypica, Porphyromonas gingivalis, 3 Selenomonas spp., Actinobacillus actinomycetemcomitans, Prevotella intermedia, Capnocytophaga spp. ve daha birçok mikroorganizma bulunur. Orofarenks, gıda geçişini kolaylaştırmak için, mukus üreten ve sillerle kaplı hücrelerden oluşur. Orofarenkste bulunan mikroplar arasında Streptococcus pyogenes, Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae ve Haemophilus parainfluenzae bulunur. Orofarenkste bulunmayıp oral kavitede bulunabilen mikroorganizmalar; Streptococcus faecalis, Eikenella corrodens, Enterobacteriaceae, Actinomyces, Lactobacilli, Veillonella ve Treponema’dır. 


Tükrük mikrobiyotası analizi ile; çürük, periodontitis, oral skuamöz hücreli karsinom, pankreas kanseri gibi hastalıklar teşhis edilebilmektedir. 


Yaptığımız çalışmada; Ağız İçi Mikrobiyotasını Temsil Eden Mikroorganizma İçeriği Porphyromonas gingivalis, Porphyromonas endodontalis, Bacteroides forsythus, Streptococcus mutans Peptostreptococcus micros, Propionibacterium acnes, Staphylococcus aureus, Staphylococcus epidermidis, Lactobacillus gasseri, Lactobacillus acidophilus, Candida albicans 


Probiyotik Bakteri Ekstraktı İçeren Diş Macunu ile 100’er cm2’ye 5 adet kontrol grubu ve 5 adet çalışma grubu oluşturularak uygulama yapıldı. 100 cm2, steril, işaretli alana, Yaklaşık 5E+4 cfu/cm2 ağız içi mikrobiyota elemanları uygulandı. 2 saat 25 C de, anaerobik/aerobik ortamda kurumaya bırakıldı. Kuruma tamamlandıktan sonra, 1 ml ¼ seyreltilmiş diş macunu yüzeye uygulandı. 2saat 25 C de, anaerobik ortamda kurumaya bırakıldı. Kurumadan sonra alandan swab tekniği ile örnek alındı. 1/10 seyreltme sıvısı içinde homojenize edilerek sayım yapıldı. 


Lactobacillus türleri Üzerine Etkileri: Ağız içinde olması umulan Lactobacillus grubu bakteriler, canlı probiyotik bakteri içeren diş macunu uygulamasından sonra artış göstermişlerdir. Diş macunu içerdiği probiyotik türler dolayısıyla, özel yüzeye uygulanmış Lactobacillus grubu üzerinde stimülan etki göstermiştir. 


Lactobacillus spp Dışı Mikroorganizmalar Üzerine Etkisi : Ağız içinde sıklıkla izole edilen bakteri ve maya sayısında, probiyotik bakteri ekstraktı içeren diş macunu uygulamasından sonra azalma görülmüştür. Diş macunu, içerdiği probiyotik ekstrakt dolayısıyla, özel yüzeye uygulanmış bakteri ve maya üzerinde inhibisyon etkisi göstermiştir. Bu etkinin sonucunda, diş macunu formülünün, ağız kokusu ve diş enfeksiyonları sırasında oluşan kokuların azaltılmasında kullanılabilir olması beklenmektedir. 




KAYNAKLAR: 

1.Mikrobiyota Probiyotikler ve Akılcı Beslenme, Nobel Yayınevi, 2020 Editör Prof. Dr. Mustafa Altındiş 

2.Tıp ve Mühendislik Bakış Açısıyla Probiyotikler ve Prebiyotikler, İstanbul Aydın Üniversitesi Yayınları, 2021, Dr. Mustafa Aydın